Çarşamba, Ocak 28, 2009

Rotterdam'da asker ertelemesi...



Her Turk erkeginin ugrasmaya yukumlu oldugu, vazgecilmez devlet isi nedir?? Tabi ki askerlik ertelemesi! E ben de payima duseni aliyorum elbet bu hususta. Isvec'te iken cok kolay olmustu aslinda; istenen belgelerle beraber dilekcemi de Stockholm'deki Egitim Ateseligi'ne gonderip halletmistim isi. E tabi ogrencilik bitti, ogrenci dosyam kapandi, dolayisiyla Eylul 2009'a kadar gecerli askerlik ertelemesi iptal oldu. Ben de erteleme sebebi biter mi, bitmez! Bu sefer de "gurbet ellerde calisiyorum be abijim" temali bi bahaneyle ciktim karsisina devletin. Yine belgeleri hazirladim, gerekli tercumeleri yaptirdim -ki ne kadar pahali olduklarini inanin duymak istemezsiniz! Su dunyada notere ve yeminli tercumana harcanan parayla tum dunyadaki ac cocuklarin bogazina adamakilli yemek gider yemin ederim!- ve tuttum Rotterdam'in yolunu. Neden Rotterdam? Cunku Eindhoven sakini olarak ordaki konsolosluga bagliyim. Benim elimden bi sey gelmiyor.

Sabah 8 trenine bindim ve 9:15 gibi ulastim Rotterdam'a. Tren istasyonundan bizim konsolosluk yuruyerek 10 dakika falan suruyor, gayet merkezi bi yerde ve bulmasi cok kolay. Iceri girdim, sira numarami aldim ve yaklasik bi 20 dakika sonra sira bana gelince uzattim teker teker tum belgeleri. En buyuk kabusum "ama sunu sunu getirmemissiniz kiiii" diyerek cayindan bi yudum hupleten ve biskuvisini kitirt diyerek isiran devlet memuresidir!! Cok ciddiyim...

Nefesimi tuttum, gozlerimi kistim ve "hayir hayir bu cumleyi solemeyecek" diye onlarca kez tekrar ettim... Memurenin belgelere bakarkenki sessizligi " yalniz tercumelerden iki tane olcaktiiii" cumlesiyle sona erdi! Bingo!! Gercekten en cok duymak istedigim cumleyi soylediniz memuranim, seviyorum sizi....
"Yeminli tercuman bana bi tane verdi sadece, sonucta ben de konsoloslugun web sayfasindan buldum kendisini, proseduru bildigini zannediyordum" aciklamasini yaptiktan sonra memure abla "yeme beni lan" konseptli bi agiz hareketi yaptiktan sonra "onemli deil taam fotokopisini cekeriz" dedi neyse ki. Sonucta islerimi halletti sagolsun. Asagidaki giseden askerligimin ertelenmesi uzerine basvurdugumu ispatlayan belgeyi almam yaklasik bir saat surup de sinirimi biraz bozsa da o bir saat icinde de memleketimin Kurtlar Vadisi'nden cikma genclerini gozlemleyip eglendim kendi capimda. Yalniz Hollanda'da yasayan Turk erkeklerinden ciddi bi sekilde parlak fume ve parlak siyah sisme mont salgini var ki "aman aman" diyorum sadece !!

Sonrasinda attim kendimi cirkin Rotterdam'in sokaklarina. Zaten Rotterdam Film Festivali'nde yer alan, Istanbul'dayken cok gormek isteyip de goremedigim "Sonbahar" filminin saat 16:00 gosterimine gitmeye niyetliydim... Once gittim filmin biletini aldim (filmle ilgili dusuncelerimi ayri bir yazida belirtecegim) sonrasinda vurdum kendimi Rotterdam sokaklarina. Yukaridaki fotograftan da gorebileceginiz uzere oldukca sisli ve soguktu Rotterdam. Kendi sevimsizligi yetmiyormus gibi bir de hava sevimsiz olunca tadindan yenmedi. Gerci saat 12'den sonra hava gunes acti simdi haksizlik etmeyeyim. Sonucta baya bi yurudum; Erasmus Koprusu'nu gectim, ara sokaklarina daldim, Maas nehri kiyisindaki kucuk limanlara goz gezdirdim... Fikrim degisti mi hayir! Rotterdam bence hala cok cirkin bi sehir; zaten Almanlar'in bombalamasi sonrasinda dumduz olmus bi sehirden bahsediyoruz, sonradan insa edilmis tamamen. O yuzden de birbirinden alakasiz sacmasapan binalarin oldugu bi sehir... Bi de ustune Avrupa'nin en buyuk limanini barindirmasi falan iyice sanayi ve is merkezi olmasina sebep olmus. Ortaminin, gece hayatinin, kultur aktivitelerinin, alisveris imkanlarinin falan sahane olduguna eminim... Onlara hicbir sozum yok, ancak sehir guzelligi acisindan baktigimda cok rahatlikla cirkin diyebilirim kendisi icin. Hollanda'nin en cok sayida gokdelen barindiran sehri de sanirim ayni zamanda kendisi. Ozellikle tren istasyonundan disari ciktiginizda baya bi goze carpiyor.

Sizleri bi kac Rotterdam fotosuyla daha basbasa birakip ben artik mutfagima balli yesil cayimi hazirlamaya gidiyorum. Biraz televizyon izleyeyim, sonrasinda belki "Sonbahar" filmiyle ilgili dusuncelerimi kisa da olsa yazmaya calisirim yine buraya. O kadar guzel bir filmdi ki...




6 yorum:

Fery... dedi ki...

unutmaya çalıştığım çok taze bir ikametgah belgesi hikayem var ki daha mutlu sona ulaşamadım, bloga yazmaya bile korkuyorum her anında sinirim tepeme çıktığından... seni okuyunca bu mücadelemi hatırladım :)

mikishep dedi ki...

hakkaten çirkinmiş rotterdam fotolardan gözüktüğü kadarıyla, hiç avrupa şehri gibi değil.

kip dedi ki...

sevgili ozan,

biliyorum bu makineyle çok maceralara atıldın, seni binlerce resimde hiç yalnız bırakmadı, bu yüzden ona gönül borcun var fln.. ama yeter ben artık lekesiz resimler görmek istiyorum. yenisini alsan? (tamir ettirsen de olur, edilebilitesi varsa)

xoxo,
uyduruk prenses

pasc dedi ki...

I see, you didn't change your camera :-)

See u

Pascal

PS : definitively, I understand nothing in your blog.

Esterhazy dedi ki...

Feri: O tarz seyleri insan yasarken ve surecin tam ortasindayken "hayvan gibi yazicam bunu bloga" falan diyor. Sonra zar zor da olsa o belge eline ulastiginda ya da hic ulasamadiginda o kadar yoruluyorsun ki yazasin gelmiyor :)

Mikishep: Cirkin cirkin... Eindhoven da bunun bi kucuk boyu zate. Ayni konsept :)

Yase: Ya evet haklisin kuzum ama ben hala kiyamiyorum emektarima. Hem onu dusursem de yanlislikla ustune bi seyler doksem de hic bi si olmuyor. Hem o kara leke benim signature im belki ? :)

pascal: Ha ha, u r right. It's still the old one :)

PS: I still dont understand your blog either.

Emre Girici dedi ki...

Eline saglik, faydali ve guzel bir yazi, ben de Rotterdam'da sansimi yarin deneyecegim :)