
Telefonun ucundaki yuce insan Deniz "Belcika'ya biyerlere gidecegiz" gelir misin diye sorunca cevabim "yok yaaa siz gidin benim isim var" falan olmadi tabi. Manyak miyim ben ne isi?? Olsa ne yazar, isin ucunda gezip guzel guzel muhabbet etmek var. Hem Belcika dedigin bizim asagi mahalle. O sozu gecen "biyer" ise Turnhout oldu. Turnhout daha da bir asagi mahalle hem de! Hollanda'dan Belcika'ya girdikten sonra az ilerde.
"Bok mu vardi niye gittiniz oraya? " diyenlere yazinin ustundeki fotografa bakmalarini reca edicem. Belcika deyince aklimiza bira geliyor degil mi gencler? Sayamadigimiz turde biranin uretildigi bi ulkede pek tabi ki bira mekani da kutsal bi hale geliyor. E pek tabi meraklilari icin de cesitli web siteleri yardim ediyor; hangi sehirde kasabada hangi bira mekani kac yildiz almis, lokal bira cesitleri ne kadarmis, neymis ne degilmis seklinde... Turnhout'daki mekan da bu acidan baya unlu, taninmis bir mekanmis iste, Koray bulmus, tuttuk yolunu. Turnhout'a gitmek icin baska bi sebep yok cunku. Ha bir de dunyaca unlu oyun kartlari burada uretiliyormus ilgilenene. Ben babama acikcasi en guzelinden almak istedim ancak acik mekan bulamadik kartlari alacak. Kendisi iflah olmaz bir 51 delisi oldugundan, annemle senelerdir bikmadan usanmadan 51 oynadigindan cok uygun olur diye dusundum ama olmadi. Bir dahaki sefere artik.. (Turnhout?? Bir daha???)
Fotografta gordugunuz birayi ictik mekanda. Schuppenboer denen muhtesem sey tamamen lokal ve de herhangi bir sirketin uretmedigi bir bira markasi. Zaten isin guzelligi de biraz orada. Ictigimiz bira etiketinde de yazildigi sekilde "hobbybrouwerij" yani sacma bi sekilde Turkce'ye cevirmek gerekirse hobi icin bira ureten birilerinin birasi. Yani en basit sekilde garaji veya kapali bos bi mekani olan ve bira uretmekten keyif alan bir ailenin urunu bile olabilir(mis... Koray dedi.) Ama muhtesem bir biraydi, uzun zamandir bu kadar keyifle bu kadar lezzetli bir bira icmemistim, cok guzel oldu. Cibiliyetsiz Turnhout'a iyi ki gelmisiz dedirtti!
Turnhout icinse soylenecek pek bir sey yok acikcasi. Iddiali bir sekilde bayik, hafiften cirkin, hicbir ozelligi olmayan 40.000 kisilik bir sehir. Tabi ki de her Hollanda Belcika sehri gibi bir Grote Markt'i var, orada buyukcene bir kilise var, etrafinda kahve bira icebileceginiz mekanlar var, o kadar...Sokaklarinda gezerken sacma sacma binalari gorup de arada kendimizi Turkiye'de hissetsek de bu yazinin sonunda fotografini gordugunuz bina artik yapi sacmaligi hususunda sinir tanimiyor bence. Bar, restoran yani bir sekilde gece mekani olarak acilmis ancak sanirim is yapamadigindan kapanmis. Su an terkedilmis ve sinir bozucu bi halde duruyor. Mekanla ilgili en guzel yorum Koray'dan geldi zaten; "umarim bir an olsun neden battik diye dusunmemislerdir" dedi.
Turnhout macerasini kizarmis patatesle sonlandirip attik kendimizi Eindhoven'a. Donerken GPS'imiz Nermin'in batarya bitimi sebepli bize trip atmasindan dolayi yolu accik uzatarak donduk ama olsun! Boylece sinira yakin cirkin Belcika kasabalarinda insanlarin kendilerini oldurmelerinin ne kadar hakli sebeplere dayandigini gormus olduk. O ne canim oyle; sagli sollu bahceli tugla rengi karaktersiz evler, her 50 metrede bir patates ve kroket kizartmacisi (friture mekani), her 200 metrede bir sacma isimlere sahip bar(imsi)lar...Baska da bir sey yok! Uzun sure sonrasinda Eindhoven'a donerken "bizim sehir guzelmis lannn, ohh be" diyerek donduk. Guzel bir hismis netekim...

1 yorum:
İstanbul'a geldiğinde bana bi ara şu binayı yazılı sözlü nasıl olacaksa artık anlatır mısın, beynim bulandı :))
Yorum Gönder